CTP Lefkoşa Milletvekili Ürün Solyalı Cumhuriyet Meclisi’nde yaptığı konuşmada çalıntı araçlar konusunu gündeme taşıdı. Maliye Bakanı Özdemir Berova’nın kürsüye çıktığında, haftaya getireceği bilgi ve belgelerden bahsettiğini, çalıntı araçları hangi yasal maddeye dayanarak el koyduğunu açıklamasının gerektiğini ancak bakanın halen bilgi vermediğini belitti. “Tamamen kişiye özel, şeffaflıktan uzak ve şaibeli ilişkilerle alınan izinlerle yeni kurulan sigorta şirketleri”nin Resmi Gazete’de yayımlanması gereken kuruluş ilanlarının nerede olduğunu sordu.
“Sigortacılık ön izinlerinin durdurulduğu duyuruldu ama bu açıklamadan sonra yeni bir ön izin daha verildiğine dair haberler var!”
Solyalı, “Ön izinlerin durdurulduğunu söylediniz. Ama bu açıklamadan sonra yeni bir ön izin daha verildiğine dair haberler var! Eğer çıkıp, ‘Hayır, böyle bir şey yok’ diyorsanız ben size o şirketin ismini de bulurum! O kadar açık konuşuyorum! Bu konuyu daha fazla detaylandırmayacağım ama bir kişiye daha ön izin verildiği konusunda elimizde bilgiler var. Ancak, bunu resmi olarak yayınlamadığınız için, kurulduğunu iddia edemeyeceğiniz bir durum söz konusu!” dedi.
“Daha önce verdiğiniz ön izinlerin iptal edilmesi gerektiğini de unutmayın!” diyen CTP Lefkoşa Milletvekili, “Bu ülkede sigortacılık sektörü büyük bir tedirginlik içinde. Ve bu yüzden biz de sürekli bu konuyu konuşmak zorunda kalıyoruz. Herkes ‘bankacılık krizine giden bir risk var’ diyerek uyarılarda bulunuyor. Bu, aslında büyük bir öngörü! Umarız böyle bir kriz yaşanmaz. Ama bu sadece gereğinin yapılmasıyla engellenebilir” ifadelerini kullandı.
Kamunun yönetimini atadığı ve kamu iştirakleri altında faaliyet gösteren sigorta şirketleri olarak Şeker Sigorta ve Kıbrıs Sigorta’da sorunlara ve iddialara değinen Solyalı, Şeker Sigorta’nın Kooperatif Merkez Bankası’nın bir iştiraki olarak faaliyet gösterdiğine, Kıbrıs Sigorta’nın ise Kalkınma Bankası’nın ağırlıklı hissedar olduğu bir sigorta şirketi olarak görev yaptığını hatırlattı.
“Ancak, buralarda kulağımıza gelen bazı ciddi sıkıntılar var. Vergi listelerine baktığımızda, bankacılık ve sigortacılık sektörü en fazla gelir getiren finansal alanlardan biridir. Bankalar genellikle ilk 10’da yer alır. Sigorta şirketleri de genellikle ilk 200 içinde bulunur. Ancak, Şeker Sigorta'nın geçen yılki vergi listesine göre 226. sırada yer aldığını görüyoruz. Bu fena bir durum değil, ama Kıbrıs Sigorta, 7053. sırada yer alarak zarar gösterdi! Bu nasıl mümkün olabilir? Bu ülkenin en büyük bankalarından biri olan bir sigorta şirketi, nasıl olur da yokuş aşağı giden bir mali tabloya sahip olabilir? Bu tabloyu yarattınız! Ve üstelik, kamu yönetimi bu şirketin içine dahil olduğu için, bu zarar doğrudan kamuya da zarar veriyor!” dedi.
“Kamu, kendi atadığı yöneticileri denetlemiyorsa… Eğer kamu bu şirketlerin neden zarar ettiğini sorgulamıyorsa… Ve eğer Para Kambiyo’ya atanan müdür bile bu konuda yetkisini kullanmıyorsa… Burada çok ciddi bir sorun var! Hükümet kurulurken, paylaşım kavgaları içinde, kurumların liyakatsiz atamalarla dağıtıldığını hepimiz görüyoruz! Bir kamu sigorta şirketi bir bakanlığa, diğeri başka bir yere bağlanıyor” diyen Solyalı, diğer Şeker Sigorta hakkındaki iddiaları sıraladı.
“Şeker Sigorta’da kapı haklarından yıllık 200-300 bin euro arasında bir gelir elde edecekken yıllık sadece 50-60 bin euroya kiraladığı söyleniyor!”
Şeker Sigorta’nın kendi operasyonlarını yürütmesi gerekirken, bu işleri başka bir sigorta şirketine devrettiğini, bunun doğru bir usul olmadığını belirterek, “eğer bir sigorta şirketi, kendi operasyonlarını yürütemeyecekse, bu sektörde yer almamalıdır! Ayrıca, Şeker Sigorta’nın 2026’ya kadar, kara sınır kapılarında yıllık 200-300 bin euro arasında bir gelir elde edebileceği bir operasyonu, yıllık sadece 50-60 bin euroya kiraladığı söyleniyor! Bu, açıkça kamu zararına bir işlemdir! Merkez Bankası, başka bir sigorta şirketine yaptığı denetimde, bu tür sözleşmelerin iptal edilmesi gerektiği yönünde baskı yaparken neden kamunun elinde bulunan sigorta şirketlerinde bu iptaller yapılmıyor? Neden mali zarara yol açan bu işlemler sorgulanmıyor? Ve neden, bu konuda hiçbir ileri adım atılmıyor?’ diye sordu.
Şeker Sigorta’nın kara sınır kapılarındaki haklarını kiralamasına yönelik anlaşmanın 2026 yerine 2030’a hatta 2031’e kadar uzatıldığının iddia edildiğini kaydetti ve “kendi operasyonunuzu yönetemiyorsunuz. Yıllık 300 bin euro gelir elde edebileceğiniz bir operasyonu, 60 bin euroya kiralıyorsunuz. Yetkiniz dışında bir süreyi uzatarak, kamunun daha fazla zarar etmesini sağlıyorsunuz. Bu, derhal müdahale edilmesi gereken bir durumdur!” ifadelerini kullandı.
Kıbrıs Sigorta'nın yatırım yapamayacağı alanlara yatırım yaptığı, örneğin, gayrimenkul sektörüne para aktardığının iddia edildiğini bildirdi
Kıbrıs Sigorta ile ilgili de ciddi yönetim problemleri olduğu iddiaları olduğunu, bu iddialar arasında bu şirketin, yatırım yapamayacağı alanlara yatırım yaptığı, örneğin, gayrimenkul sektörüne para aktardığı iddiaları olduğunu, dahası, bu işlemler için kesilen çeklerin üzerinde tahribat yapıldığı iddialarının da konuşulduğunu dile getirdi.
“Bunlar, mali ve adli şubenin incelemesi gereken konular olabilir. Ama bu konu, Maliye Bakanlığı’nın doğrudan sorumluluğundadır! Ve Maliye Bakanlığı’nın, Para Kambiyo birimi aracılığıyla bu sigorta şirketleri üzerinde denetim yapması şarttır! Gerekli uyarılar yapılmalıdır. Gerekirse cezai işlem uygulanmalıdır.” dedi.
“Kıbrıs Sigorta YK Üyelerinin huzur hakkı ödemesi yerine asgari ücretin bir buçuk katı aylık aldıkları iddia ediliyor”
Kıbrıs Sigorta’da Yönetim Kurulu’nun Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen bir bedel olarak ‘huzur hakkı’ ödemesi alması ve bundan fazlasını alamaması gerekirken, Kıbrıs Sigorta Yönetim Kurulu Üyelerinin asgari ücretin bir buçuk katı, yani aylık yaklaşık 260-270 bin TL’lik bir ödeme aldıklarının iddia edildiğini, bu doğruysa, bunun ciddi bir suç olduğunu vurguladı.
“Yönetim kurulu olarak, yalnızca huzur hakkı çerçevesinde ücret alabilirler. Ancak, 260 bin TL’lik bir çek, Yönetim Kurulu Başkanı tarafından "hizmet alımı" adı altında kendisine ödeniyor, ardından geriye kalan miktar diğer Yönetim Kurulu Üyeleri arasında paylaştırılıyorsa bu açıkça yolsuzluktur! Bu bir Çiftlik Bank düzenidir! Bu, orada oturanların kamu kaynaklarını zimmetlerine geçirmesidir! Ve bu konu asla örtbas edilemez! Aynı durumu Binboğa’da da gördük! Ve bu konu, kaşınacak! Burada ya doğru cevap kamuoyuyla paylaşılacak ya da bu konu daha da derinlemesine araştırılacak! Bu çekler bulunacak! Bu örnekler ortaya çıkarılacak! Ve bu işin üzerini örtemeyeceksiniz! Biz bunu istemiyoruz. Ama bu konuda gelen ihbarlar var! Bu yüzden, birinci ağızdan açık bir yanıt bekliyoruz. Eğer bu iddialar doğruysa, hemen gereğinin yapılacağını ve görevden alınmaya kadar gidecek bir sürecin başlatılması gerektiğini burada net bir şekilde ifade edin! Eğer bu iddialar doğru değilse o zaman tatmin edici bir açıklama yapın! Ama bilin ki bu işin somut olarak peşindeyiz! Ve bu mesele kapanmayacak!” dedi.
Yorumunuz